Tarih, Sanat Ve Gastronomi Kesişince

Tarafından : | 0 Yorum | On : Mart 1, 2018 | Kategori : Blogumuz, Genel, Restoran Güncesi, Seyahat ve Yemek

Tarih Sanat Gastronomi Kesişince

Tarih, Sanat Ve Gastronomi Kesişince – Şubat 2016

İSTANBUL’DA YAŞIYORUZ, ACELEMİZ YOK! MÜZELERDE SERGİLENEN ESERLERLE MUTFAKLARDAN ÇIKAN LEZZETLERİ BİRLEŞTİRMEK, ŞEHRİN TARİHİ BÖLGELERİNİ GÜNLÜK HAYATINIZA DÂHİL EDİP HER ANI KEYİFLE YAŞAMAK SİZİN ELİNİZDE. UNUTMAYIN, BUNLAR BİZE SUNULAN BİR AYRICALIK!
*yazının Trendsetter İstanbul Şubat 2016’da yayınlandıktan sonraki donemde malesef MuzedeChanga kapandı, Pandeli kapandı ama yeni adresinde tekrar başlıyor. İstanbul Modern ise 17 Mart 2018’ten itibaren geçici bir lokasyona taşınıyor.
Müze restoranları ve kafeleri günümüzde artık dünyanın birçok önemli metropolünde sahip oldukları Michelin yıldızlarıyla liste başlarında yer alıyor. 2015’te New York’ta ikinci Michelin yıldızı alan tek restoran; dünyanın en ünlü modern sanat müzesi MoMA’nın (Museum of Modern Art) içerisindeki The Modern’di. Girişinden itibaren hem lezzet hem de atmosfer açısından etkileyici olan restoranın yakaladığı hava, neredeyse müzenin kendisini unutturacak nitelikteydi. İstanbul da dünya metropollerini aratmayacak, eşine az rastlanır müze restoran ve kafelerle dolu. Vaktinizi Pera’da geçirerek, Osman Hamdi Bey’in ünlü “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunu izleyebilir, ardından eskiden Bristol Hotel olan Pera Müzesi’nin kafesinde kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Bir sonraki toplantınız için bugün Salt Galata olarak tanıdığımız eski Osmanlı Bankası’nı tercih edebilirsiniz. Topkapı Sarayı’nın bahçesinde Aya İrini ile yan yana yemek yemenin tadını çıkarabilir, Karaköy’de İstanbul Modern’in restoranından Tarihi Yarımada’yı seyre dalabilirsiniz. Buraya kadar yazdıklarımız ilginizi çektiyse aşağıdaki rotayı takip edin, pişman olmayacaksınız.

TOPKAPI SARAYI VE AYASFOYA MÜZESİ
Konyalı Lokantası – Karakol Restaurant
Müzelerin en büyülü ve görkemlisi ile gezintimize başlayalım. Topkapı Sarayı ve Ayasofya ekseninde Konyalı Lokantası ve Karakol Restaurant ilk duraklarımızdan. Topkapı Sarayı içerisinde hizmet veren Konyalı Lokantası’ndan Boğaz’ın iki yakasını izlemek, kendinizi kuzu incik gibi klasiklerle şımartmak, ardından Gülhane Parkı’nda yürümek şehrin simgelerinden biri. 1969 yılından beri Topkapı Sarayı bünyesinde hizmet veren lokanta, tarihinde krallardan kraliçelere pek çok önemli konuğu ağırlamış, ne zaman isterseniz sizi de misafir etmeye hazır.
Aya İrini’nin hemen yanında Topkapı Sarayı’nın 1. avlusundaki eski karakol binasında 2009 yılında hizmete giren Karakol Restaurant ise mutlaka görmeniz gereken lezzet duraklarından biri. Ana yemek olarak Hünkâr Beğendi ve mekâna özel ızgara köftesi favorilerimizden. Başlangıç olarak geleneksel mezelerden tadabilir, fırında ekşili asma yaprağı sarması sipariş edebilirsiniz. Çektirilmiş et suyunda saray usulü taze baharatlı mantı ise mekânın olmazsa olmaz lezzetlerinden…
DEVAM EDEN SERGİLER: Müze salı günleri kapalı. Müze, Harem ve Aya İrini 09.00 – 16.45 saatleri arasında ziyarete açık. Harem bölümünü ve müzenin sembolü “Kaşıkçı Elması”nı görmeden dönmeyin.
Sultanahmet, Fatih

KARİYE MÜZESİ
Asitane
Gelin gezimize Edirnekapı’dan devam edelim. Mozaik ve fresko sanatıyla ön plana çıkan Kariye Müzesi’nin bulunduğu semt, 1991 yılından beri Osmanlı Saray mutfağının en orijinal tariflerine hayat veren Asitane’ye de ev sahipliği yapıyor. İşletmecisi Batur Durmay, Asitane’nin temellerinin 1990 yılında atılmaya başlandığını; ciddi bir danışman ekibiyle daha o yıllarda arşivlerde, kütüphanelerde, özel koleksiyonlarda derin araştırmalar yapıldığını, saray mutfağının felsefesi ve prensiplerinin incelendiğini anlatıyor. Bugüne kadar menülerinde 380’in üzerinde yemeğe veya içeceğe yer veren Asitane’de, bunların hemen hepsi tarihi (1926 ve öncesi) kaynaklar baz alınarak özgün malzemeler ve üretim teknikleriyle hazırlanmış. Batur Durmay “Edirnekapı ve Kariye Müzesi’ni kapsayan bölge, belki de İstanbul’un en dokunulmamış (dönüşmemiş) merkezi yerlerinden bir tanesi” yorumunu yapıyor. Durmay sözlerine şöyle devam ediyor: “Temelleri 1.500 yıl önce atılmış Kariye Kilisesi’nin yanında olmanın lokantaya da oldukça mistik bir hava kattığını düşünüyoruz. Asitane her gün saat 12.00 ve 00.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Kahvaltı menümüz de var, rezervasyon yaptırıldığı takdirde dışarıdan gelecek misafirleri de kabul ediyoruz. Kış menüsünden öne çıkan yemeklerimiz arasında Kavata çorbası, Gerdaniye, kestaneli lahana sarması, ciğer köftesi, Kadırga pilavı, ayva dolaması ve Osmanlı helvaları yer alıyor.” Osmanlı yemek ve içecek kültürü üzerine konuşmalar/sohbetler veya tadım aktiviteleri düzenlenen mekânda, maksimum altı kişilik gruplar için “cooking demo” yani şef ile yemek pişirme atölyeleri de yapılıyor.
Devam Eden Sergiler: Kariye Müzesi’nde eşsiz freskoları görebilirsiniz; apsiste görülen ve çok az hasarla günümüze ulaşan “Diriliş” (Anastasis) sahnesi ise müzenin simgesi. 15 TL karşılığında 09.00 – 16.30 saatleri arasında görebilirsiniz.
Ayvansaray Mah. Kariye Cami Sok. No: 26, Edirnekapı

İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ
Müze Kafe
Üçüncü durağımız Sultanahmet’te yer alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri… Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey yokuşunda yer alan müzenin isminin çoğul olarak kullanılmasının nedeni, idaresi altında Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi’ni barındırması. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin bahçesindeki kafe ise bizce şehrin müze kafeleri içerisinde belki de en etkileyici olanı. Tur esnasında yorgunluğunuzu üzerinizden atmak için birebir. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndeki BKG kafe de sadece Türk kahvesi içmek için bile ziyareti hak ediyor.
Devam Eden Sergiler: Arkeoloji Müzesi’nin restorasyonu henüz tamamlanmadı. Ancak Antik Yunan’dan Mısır’a kadar uzanan coğrafi bölgelere ait kalıntıları görebilirsiniz.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Alemdar Cad. Osman Hamdi Bey Yokuşu Sok. Gülhane, Fatih

MISIR ÇARŞISI
Pandeli Restaurant
Eminönü’ne doğru indiğimizde Mısır Çarşısı’nın kadılık binasında bizi eski bir dost bekliyor: Pandeli Restaurant. Yeni Cami’nin karşısında, üç kubbeli, dış cephesinde ikişerli altı penceresi olan mekân, masmavi çinileri ve sakinliği ile sizi sarmalıyor. Pandeli 1926’da önce Yağcılar İskelesi, 1956’da ise bugünkü yerine Mısır Çarşısı’nın eski kadılık binasına taşınmış. Girişten sonra merdivenlerden bir kat yukarı çıkarak iç içe geçmiş üç salondan ulaştığınız mekân, geçmişte Audrey Hepburn’den Tony Curtis’e, kral ve kraliçelerden Mustafa Kemal Atatürk’e pek çok ismin uğrak noktası olmuş. 11.30 – 18.30 saatleri arasında açık olan bu ünlü restorana gelmek için birçok nedeniniz var. Olağanüstü atmosferi, manzarası, çinileri, tarihi ve tabii ki yemekleri. Dönerli patlıcanlı börek, Hünkar Beğendi, kuzu incik, kağıtta levrek, yufkası hâlâ Atina’dan gelen sarı burma ve ünlü badem kurabiyesi… Hepsi birer lezzet şöleni. Muhteşem mezeleri de unutmayalım.
Mısır Çarşısı No: 1, Eminönü

PERA MÜZESİ
Pera Café
Tepebaşı’na geldiğimizde, Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın 2005’te eski Bristol Hotel binasını restore ederek açtığı Pera Müzesi bizi karşılıyor. Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”, 10. yılını kutlayan müzenin simgesi halinde. Müzede Oryantalist Resim Koleksiyonu ve Kütahya Çini ve Seramik Koleksiyonları gibi sürekli sergiler yer alıyor. 1900’lerin Pera’sına gönderme yapan art deco yapısıyla dikkat çeken Pera Cafe ise Türk kahvesi eşliğinde müzeden satın aldığınız kitapları okumanız için en uygun ortamı sunuyor. Üstelik bu alanda Maria Callas’ın piyanosunu görebileceğinizi de hatırlatalım. Lezzetli tartlar, makarnalar, salatalar ve sandviçlerle burada sakin bir yemek yiyebilir, dış dünyadan bir süre izole olabilirsiniz. Artık klasikleşen cumartesi konserlerine katılmanızı da öneririz. Müzede aynı zamanda film festivalleri de düzenleniyor. Bu film programları bazen sergilerle ilintili bazen de bağımsız olabiliyor.
Devam Eden Sergiler: Giorgio De Chirico 24 Şubat – 1 Mayıs
Anı ve Süreklilik 24 Şubat – 1 Mayıs
Meşrutiyet Cad. No: 65 Tepebaşı, Beyoğlu

SALON İKSV
Saigon
Salon İKSV, 1920’lerin tipik Pera mimarisi izlerini taşıyan Deniz Palas, yani bugünün Nejat Eczacıbaşı binasının giriş katında birçok etkinliğe imza atıyor. Bina aynı zamanda İstanbul film, müzik, caz ve tiyatro festivallerini, Film Ekimi, İstanbul ve Tasarım Bienalleri gibi etkinlikleri düzenleyen İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın ofislerine de ev sahipliği yapıyor. En üst katta beş ay önce açılan Cafe Saigon, Nikkei mutfağının temsilcilerinden. Manzara açısından da dikkat çeken mekân, özellikle Salon İKSV’de caz ve tiyatro etkinlikleri öncesi ve sonrası için iyi bir seçim olabilir.
Konser Programı: Salon’da ağırlıklı olarak her cuma ve cumartesi akşamları konserler, hafta içi ise tiyatro oyunları düzenleniyor. Favorilerimiz için Ajanda sayfalarımızı ziyaret edebilir ya da saloniksv.com adresine göz atabilirsiniz.
Nejat Eczacıbaşı binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5, Şişhane

İSTANBUL MODERN
İstanbul Modern Cafe
İstanbul Modern Cafe & Restaurant, Tarihi Yarımada manzarası, lezzetli yemekleri ve servis kalitesiyle uğranması gereken yerlerin başında geliyor. Hafta sonları kahvaltı keyfinin yanı sıra pazartesi hariç diğer günler tüm öğünler için burayı gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Önünüzden vapurlar geçerken Topkapı Sarayı’na karşı kahve içmek ise ayrı bir keyif. Adeta İstanbul’da yaşamanın ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Üstelik yarıyıl tatilinde 7 – 12 yaş grubu çocuklar için sanat atölyeleri de düzenliyorlar. Yani ufaklıkların ufku genişlerken siz de şehirle baş başa kalabiliyorsunuz. İstanbul Modern Sanatlar Müzesi’ndeki “Sanatçı ve Zamanı” adlı sergi de görülmeye değer. Sanatçıların zaman fikri etrafında birey olarak kendilerini ve çalışmalarını nasıl konumlandırdıklarına odaklanan serginin sizin de ilginizi çekeceğinden eminiz. Yaşam alanları üzerine farklı bakış açılarını bir araya getiren “Yok Olmadan: Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi” ve “Habitat” sergileri de kaçırılmayacak cinsten. Müzenin girişinde yeni açılan İstanbul Modern Cafe by Plus Kitchen da karnınız acıktığında ya da mola vermek istediğinizde değerlendirebileceğiniz alternatiflerden.
Devam Eden Sergiler: “Sanatçı ve Zamanı” daimi sergi.
“Yok Olmadan: Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi” 5 Haziran’a, “Habitat” 22 Mayıs’a kadar devam edecek.
Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No: 4, Karaköy

SAKIP SABANCI MÜZESİ
MüzedeChanga
Geçmişte dünyanın “En İyi 50” listesine girmeyi başaran MüzedeChanga, sergilere paralel hazırladığı yemek sunumlarıyla adeta bulunduğu ortamla bütünleşiyor. Mekân lezzetli yemekleri ve sunumlarıyla olduğu kadar sakinliği ve manzarasıyla da ön plana çıkıyor. MüzedeChanga’nın baş şefi Pınar Taşdemir ve kurucusu Tarık Bayazıt, kuruldukları günden beri mevsimsel ürünler kullandıklarını belirtiyor. Bayazıt ve Taşdemir’in favori yemekleri arasında taze yeşil elmalı zeytinyağlı kereviz, tavuk suyuna isli karnabahar çorbası ve kaju kıtırlı organik karalahana cipsi yer alıyor. Bayazıt ve Taşdemir müzede sergilenen koleksiyonlarla eş zamanlı menüler oluşturduklarını da söylüyor: “Seriye ‘Rembrandt ve Çağdaşları’ sergisiyle başlamıştık. Monet, Miró, Anish Kapoor ve ZERO sergileriyle devam ettik. Sergide yer alan eserlerden ve/veya sanatçının yaşadığı dönemden, coğrafyadan  esinlenen, çoğu zaman sanatçının yarattığı eserleri andıran, sergide geçirilen süreyi restorana taşıyan eğlenceli işler oldu bunlar. Eserlerin renk, doku ve formlarından yola çıkarak sürpriz faktörü kuvvetli, eğlenceli ‘yenilebilir/tüketilebilir sanat’ fikri müthiş ilgimizi çekiyor. Duvarlarını Canan Tolon, Günnur Özsoy gibi çağdaş sanatçıların eserleri süsleyen bir restoran için bu yönde yol almanın doğal olduğunu düşünüyoruz.” Bu durumun kendilerini heyecanlandırdığı söyleyen Bayazıt ve Taşdemir, sanatın yaptıkları işte büyük katkısı olduğunun altını çiziyor: “İnsanların Anish Kapoor, Heinz Mack gibi yaşayan efsanelerin eserlerinden yola çıkarak hazırladığımız özgün yemekleri tattıklarında verdikleri tepkiler bizi hem eğlendiriyor hem de motive ediyor. Sanatla ve sanatçılarla iç içe olmaya bayılıyoruz.” MüzedeChanga pazartesi hariç her gün 10.30 – 18.00 saatleri arasında “Günboyu Menüsü” servis ediyor. Saat 18.00’den sonra “Akşam Yemeği Menüsü” sunuluyor. Cumartesi ve pazar günleri ise 10.30 – 15.00 saatleri arasında “Kahvaltı” servisi var.
Devam Eden Sergiler: “Hat”, “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Resmi” ve “Mobilya ve Dekoratif Eserler” koleksiyonlarını ziyaret edebilirsiniz.
Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. 42, Emirgan

SALT GALATA
Neolokal
Ön ve arka cephelerde kullanılan neoklasik ve oryantalist mimari üsluplardaki şaşırtıcı farklılıklar, Salt Galata’yı İstanbul için farklı ve özel bir yere koyuyor. Salt Galata bünyesinde devam eden sergiler ve müze dışında Neolokal iş birliğiyle başlanan “Yeni Yerel Sohbetler” bile buraya gelmeniz için yeterli bir sebep. Ocak ayından itibaren dokuz ay boyunca her cumartesi gerçekleşen “Yeni Yerel Sohbetler” fikrinin öncülüğü ise şef Maksut Aşkar’a ait. Bu girişim geleneksel mutfağımızı koruyarak geleceğe aktarmanın yollarını arıyor.
Mekânın kafesi ve restoranı da Maksut Aşkar’ın yönetiminde. Aşkar yerel kültür ve geleneklerimizi yansıtan tarifleri, günümüzün teknikleri ve modern bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bunu yaparken de kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi, malzemelerimizi ve gıdalarımızı yeniden sürdürülebilir hale getirmek adına direkt üreticiden, zanaatkârdan ve topraktan besleniyor. Şef Maksut Aşkar, Salt projesinin duruşu ve Neolokal’in bakış açısının birbiriyle örtüştüğünü belirtiyor. Binanın sahip olduğu ruhun ve geçmişin de Neolokal’de anlatılan hikâyeyi tamamladığına işaret ediyor. İstanbul’un en iyi fine dining restoranlarından olan Neolokal’in alt katında konumlanan kafenin henüz özel bir ismi yok, ancak sunduğu menü “Continental”. Kafenin menüsü, iyi ve taze malzemelerle hazırlanmış tarifler içeriyor. Alt kat Salt ziyaretçilerine açık olduğu için, kafe her türlü beklentiyi karşılayacak şekilde dizayn edilmiş. Ayrıca kafenin fiyatları öğrencilerin de istifade edebileceği şekilde uygun tutulmuş. Bünyesinde bulunan Robinson Crusoe da adeta zihinleri doyurmak için orada; hazır gitmişken kitap almayı ihmal etmeyin diye…
Devam Eden Sergiler: Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı – 28 Şubat’a kadar
                                    “Şam’da Kayısı” 21 Şubat’a kadar görülebilir.
Arap Cami, Bankalar Cad. No: 11, Beyoğlu

RAHMİ KOÇ MÜZESİ
Haliç’in kuzey yakasında bulunan Hasköy’deki Rahmi Koç Müzesi ise bünyesinde karayolu, havayolu, demiryolu, havacılık, tipo baskı atölyeleri, makineler, bilimsel aletler ve Atatürk hakkında birçok koleksiyon barındırıyor. Klasik otomobillerin de sergilendiği müze içerisinde Demlik Kafe, Fenerbahçe Vapuru’ndaki Fenerbahçe büfe ve nostaljik Coca Cola kamyonu olmak üzere üç kafe bulunuyor. Paris Brasserie’si tarzında döşenmiş ve Fransız mutfağından seçme lezzetlerin sunulduğu Café du Levant ise Hasköy tarafı için çok keyifli ve özel bir seçenek. Haliç kıyısındaki Halat Restaurant da bilinen en eski ve keyifli müze restoranları arasında. Bütün bu mekânlara ek olarak, Wilhelm Kaiser II vagonunda özel temalı yemekli davetler verilebiliyor.
Hasköy’e kadar gelmişken Silahtarağa’da bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nü de ziyaret etmenizi öneririz. Kampüs içerisinde yer alan ve müzeye dönüşen Silahtarağa Elektrik Santrali’ni ziyaret edebilir, hatta Papaz, Lokma ya da EspressoLab’da soluklanabilirsiniz.
Devam Eden Sergiler: Müzenin daimi koleksiyonlarını salı günleri 10.00 -17.00, hafta sonları ise 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Hasköy Cad. No:5, Hasköy

Yorumlar

yorum

Share This Post!