Bu Mevsim İstanbul’da Neler Pişiyor ?

Tarafından : | 0 Yorum | On : Mart 14, 2016 | Kategori : Blogumuz, Genel, Restoran Güncesi, Seyahat ve Yemek

Epikür ve gastronomi Yazarı Burçe Ürkmezgil

BU MEVSİM İSTANBUL’DA NELER PİŞİYOR ? İlkbahar’da, mevsimin bu ilk keyifli günlerinde İstanbul’da Yeme-İçme Dünyası.

Mart Ayı ile birlikte baharı karşılamaya hazırlanan şehirde, havaların da ısınmaya başlaması ile dışarıda daha fazla zaman geçirir olduk. İstanbul her mevsim olduğu gibi bu mevsim de çok fazla seçenek sunuyor.
Son yıllarda nerdeyse bir devrim yaşanan yeme-içme sektöründe yeni açılanlara, her zaman gittiğimiz ve yine gitmek istediklerimize doğru bir yolculuğa çıkmak istedim.
Kahvaltıdan başlamak gerekirse, Bebek’te yürüyüşe başlamadan once kahve için müdavimi olduğum Cup of Joy, gerçekten çok sevimli. Bir kişi gülümsemekten bir kişinin de kahveyi hazırlamaktan sorumlu olduğu mekan, organik yumurtalarla ve ev yapımı ekmeklerle sunduğu, mini pankeklerle taçlandırdığı kahvaltısına ek, bir çok sağlıklı atıştırmalık da sunuyor. Her mevsim terasta keyif sevenlerdenseniz, boğaz manzarasına karşı, doyurucu ve göze de hitap eden kahvaltısı ile Mangerie de her gün için büyük keyif. Çitayı biraz daha Çağdaş Türk Mutfağı’nın temsilcisi mekanlara yükselttiğimizde,, Emirgan’da Sakıp Sabancı Müzesi içerisindeki üst seviye yemek servisi sunan MuzedeChanga’nın kahvaltısı, başlı başına bir sanat eseri. Tamamı Türk Mutfağından geleneksel kahvaltılardan esinlenerek hazırlanan kahvaltı tabakları arasında favorilerim, Puf Böreği Yorumları, Zahter ve Kırmızı Biberli Krutonla servis edilen Çılbır. Reşitpaşa’da yeni açılan Patisserie ve Kafe, Raf ise, Rafta Lezzetler adıyla çıktığı yolda keyifli kahvaltıları ve sakin rafine ortamı ile beni etkileyenlerden. Ağız sulandıran özel yapım pastane ürünleri ve mezeler satan mekanın, bahçesi baharda kahvaltı etmek için bizi bekliyor. Tüm bu mekanların köpek dostu olması ise olağanüstü. Son zamanlarda kahvaltısı ile adını duyuran son bir mekandan bahsetmek gerekirse o da Aheste olur.
Kahvaltıyı burada bırakıp yemek konusuna geldiğimizde, Sakura Tarabya hala denemeyenler için Japon kültürüne saygısı ve Türk damak tadına yaptığı dozunda uyarlama ile, Tarabya koyuna karşı keyifli bir Sushi ve UzakDoğu Restoranı. Mekandaki favorilerim, ara sıcaklardan çeşitli baharatlarla hazırlanan Kalamar, Sushilerden de ise nefis Çilekli Sushi. Şehirde artık adını duyurmuş oturmuş mekanlardan Ioki’nin ise Acılı Lemongrass Çorbası bence her derde deva. Hazır bu tatta devam ederken aşağı inelim ve Nişantaşı’ndan sonra bebekte açılan Kantin’in hayatımıza kattıklarına bir bakalım. Bu ufacık dükkanda, öğlen yemeği için sağlıklı ve lezzetli bir hazine, paket olarak da alabiliyorsunuz. Favorilerim arasında Pazılı Levrek ve Tahinli Salatayı sayabilirim. Fine-dining mekanlarına baktığımızda, ağız sulandıran ve ünlü şeflerimizin adeta şov yaptığı lezzetler karşımıza çıkıyor. Toi’nin Cheesecake’i, Alancha’nın Marsilya usulü Midyeleri, Yeni Lokanta’nın Antep Sucuğu tabağı, Nicole’un yeni fotoğrafladığımız olağanüstü yeni tadım menüsü ve bu menüden Çikolatalı Palet d’or, Tom Aikens’ın geçtiğimiz haftalardaki İstanbul ziyareti sonrası değişen Toms Kitchen menüsündeki Dana Yanak, Four Seasons Sultanahmet’teki Falafel Burgerler, Raika’nın Ege Otlu Mücveri, Topaz’ın Balıkesir Kuzusu Tarak tabağı, Neolokal’in menüsüne yeni eklenen Ördek Yağında Lezzetlendirilen Bazlama Ekmeği Üzerinde Bonfile Dilimleri ile Tirit Tabağı, Muze de Changa’nın Hardal Otuna Sarılı Midye Sarması., Lokanta Armut’ta ekşi mayalı ekmeklerle trüflü tereyağı ve Armut Chutney, hele yemek sonunda ortaya çıkan Anadolu’nun Kars Kerti, Erzican Bez Tulumu gibi en artisanal peynirleri, Arola’da Bravas Arolas.. Bir de 34 Restoran, Aqua gibi restoranlarda ünlü İtalyan şeflerin spesiyallerini eklediğimizde şehirde gerçekten yapacak çok şey var. Tarihi yarımdada Pandeli’de önce mezeler, ardından sıcaklar ama hep en son meşhur kurabiyeleri ile final. Bu liste böylece uzar gider. Yeni açılan 1924 Rejans’ı ise denemek için sabırsızlanıyorum.
Peki Hamburger ? Açıkçası ben Karaköy Heiselberg’i bu anlamda tek geçerim. Profiterol derseniz diğer herşeyi ve ortamı ile trend yaratan Mitte’de Profiterol & Şampanya keyfinin üzerine yok. Gayrettepe’de 6 yıldır hizmet veren saklı Kore hazinesi, Seoraboel’e Kore Barbeküsü, Mezeleri, harika yahnileri ile tam bir Kore mutfağı tecrübesi için gidebilirsiniz. Nişantaşı’nın tarz kebabçısı Develi, çok ferah, keyifli ve lezzetli, kim Çıtır Pastırmalı Humus’a hayır diyebilir ki.
Raffles İstanbul dünyadaki ilk pastanesini İstanbul’da açtı. O da yetmedi bir de Fauchon Avrupa yakasına geldi. Pastanelerde ciddi bir rekabet başladı. Fauchon’da çeşit çeşit eclair keyfi, Raffles Patisserie’de yanında dünyanın en özel çayları, pastalar ve Croissant keyfine kim hayır diyebilir. Tünel’in en huzurlu ve şahsına münhasır mekanı Şimdi’de, tüm gün birçok farklı lezzet tadabilirsiniz, ama hiçbiri üzerine portakal suyu dökerek tadına baktığınız portakallı kek ve çay keyfi kadar güzel olamaz.
Balıkçılar arasında Bebek Balıkçı’da Hardallı Levrek, Uskumru’da balık çorbası ve boğaz manzarasının eşsizliği ile değişmeyen keyif Lacivert. Eataly’de kendi balığını tezgahtan seçmek ve satın alıp, istediğiniz gibi pişirtmek ise başka bir keyif. Meyhanelerde ise son dönem denediğim Ma’na yeni, özgün ve keyifli. Efruz ise bir diğer yeni seçenek.
Belli periyodlarda sizler için İstanbul’un nabzını tutup, paylaşacağım. Ağız tadıyla keyifli sofralar dileklerimle.

Yorumlar

yorum

Share This Post!